Makaleler

Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve ataklıkla (yetersiz dürtü kontrolü) karakterize bir bozukluktur. DEHB çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları bölümlerine yapılan başvuruların en sık nedenlerinden biridir. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen süreğen bir bozukluktur. Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun eğitim ve yaşantısının hemen her alanını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocukluk ve ergenlikte aşırı koşma, tırmanma, dikkatsizlik, dağınıklık, akademik başarısızlık, çevreyle uyumsuzluk ve söz dinlenmeme ön planda görülen görülebilen belirtileri sebebiyle giderek daha fazla tanınan bir hastalık olmuştur. Ancak kişinin yaşamını derinden etkileyebilen, ilişkilerinde bozulmaya, iş hayatında güçlüklere yol açabilen bu hastalık sadece çocukluk dönemi ile sınırlı değildir. Hastanın yaşı büyüdükçe koşma, tırmanma, her an kıpır kıpır olma gibi belirtilere daha az rastlanır ancak bunların yerine işinde aşırı verimsiz çalışma, trafikte tehlikeli araç kullanımı gibi belirtiler ön plana çıkar.

Erişkin bir DEHB’lu bireyde dikkatsizlik, huzursuzluk, duygusal oynaklık, dağınıklık, organize olamama, strese aşırı duyarlı olma, dürtüsellik sıra bekleyememe, acelecilik, sabırsızlık belirtilerinin ön planda olduğu kaotik, karmaşık bir yaşam biçimi izlenir. Erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda en sık rastlanan 5 belirti şunlardır:

Dikkatini verememe
Organize olamama
Huzursuzluk
İşleri bitirmekte güçlük
Eşya kaybetme
DEHB olan çocukların %30’unda genç erişkinlik döneminde belirtiler ortadan kaybolurken yaklaşık %40’ında belirtiler erişkin dönemde de çeşitli sosyal ve duygusal güçlüklerle sürer. % 30’luk bir grupta ise DEHB bulgularının yanı sıra erişkin dönemde tabloya alkolizm, madde kullanımı ve antisosyal kişilik bozukluğu gibi sorunlar da eklenir. Bu kötü gidişin en güçlü belirleyicisi çocukluk döneminde aile içi sorunların da yoğun olarak yaşanmasıdır. Erişkin dönemde bu hastalığın doğru teşhis edilememesi ya da uygun olmayan bir tedavinin uygulanması hastanın yaşamında telafi edilmesi zor kayıplara yol açabileceği gibi, hastanın yaşamı üzerindeki denetimini kaybederek olumsuz çevrelerin içine, madde bağımlılığına, yasa dışı bir takım faaliyetler içine sürükleyebilir.
Tedavide davranış modifikasyonu tedavisi ve ilaç tedavileri bir arada kullanılır. Her vakada kişinin ihtiyacına göre tedavi şekillendirilir. Tedavi üç aşamadan oluşur.

Temel değerlendirme: Tanı konmasını takiben hedef belirtiler ve hastalığın sebep olduğu bozulma derecesi tespit edilir.

Tedavi stratejisi: Hedef belirtilerin azaltılmasına yönelik en uygun tedavi stratejisi seçilir.

Belirti takibi ve tedavinin düzenlenmesi: Öğrenme, akademik başarı, aile içi etkileşim gibi alanların taranması ve tedavinin sorunlara göre güncellenmesini içerir.