Makaleler

Psikoterapi

Dinamik Yönelimli Psikoterapi

Bireyin kendi olmak için kendisiyle çalışmasına yardımcı olan terapilerdir. Terapist değil danışan daha çok aktiftir. Psikodinamik terapi modelleri, Freuddan başlayarak birçok değişim ve gelişim göstermiştir. Bireyin sorunlarını yaşamının sadece bir kesitinde değil geçmişle bütünleştirerek, geçmişin bugünde ki etki ve izleriyle birleştirerek ele alan bir modeldir. İnsanı geniş şekilde tanımlama, ruhsal gelişim evrelerini ve bu evrelerde meydana gelebilen zararlı etkileri, yanlışlıkları ortaya koyarak bunlara yönelik tedavi edici bir program ortaya koyar. Psikodinamik modeller arasında insanın ruhsal model anlayışları aynı, fakat tedavi teknikleri açısından yaklaşımları farklıdır. Bilişsel ve davranışçı modelle açıklayamadığımız ya da tedavi edemediğimiz vakalara dinamik formülasyonla yaklaştığımızda çözümlendiğini görüyoruz. Psikodinamik yaklaşım bireyi duygusu, düşüncesi, davranışı, ailesi, kültürel ve sosyal yapısıyla birlikte ele alırken geçmişi bu sistemin içinde hep vareder.
Hastanın savunma mekanizmalarının belirlenmesi ve ego kapasitelerinin de geliştirilmesi amacına yönelen terapi türüdür. sadece hastalık belirtilerine yönelik değildir. Bu yaklaşımlar içinde psikanalitik yöntem tedavi tekniğinin pratik güçlükleri nedeniyle uygulaması tüm dünyada azdır.Çünkü çok uzun zaman gerekir hatta yıllarca süren bir tedavi şeklidir. Diğer psikodinamik yöntemler tüm dünyada artık daha çok tercih edilen yöntemlerdir.


Destekleyici Psikoterapi Ne Demektir

Bu tedavinin amaçları mevcut akıl savunma mekanizmalarını güçlendirmek, kontrolü sürdürmek ve bir uyum dengesi kurmak için daha etkin mekanizmalar geliştirmektir. Kullanılan teknikler arasında, yol göstermek, ortam değişimi (bkz.) sağlamak, hastanın ilgilerini dış dünyaya yöneltmek, hastada güven duygusu (bkz.) yaratmak, hastayı ikna (bkz.), desensitizasyon (bkz.) ve grup psikoterapisi (bkz.) vardır. Amaç, hastanın hayatındaki mevcut sorunları çözümlemektir. Değiştirilmesi mümkün ortam stress'leri ortadan kaldırmaktır.

Bilişsel Davranışçı Terapi nedir?


Bilişsel Davranışçı Terapi psikoloji ve psikopatoloji (ruhsal rahatsızlıklar) alanındaki bilimsel bulgulara dayalı olarak geliştirilmiş, bilimsel ilkelerin psikoterapi alanına uygulanmasıyla ortaya çıkmış çağdaş bir psikoterapidir. Psikoterapi ruhsal rahatsızlık veya sorunları sözel etkileşim yoluyla (görüşmelerle) çözme tekniğine verilen genel addır. Bilişsel Davranışçı terapi ruhsal rahatsızlıkları açıklarken ve nedenlerini araştırırken psikoloji biliminin verilerine dayanır. Bu rahatsızlıkların çözümünde kullandığı sözel ve davranışsal yöntemler de aynı şekilde bu bilimsel ilkelere ve öğrenme kuramlarına dayalıdır. Ortaya konulan bu tedavi yönteminin etkinliği bilimsel olarak sınanmış ve yüzlerce klinik araştırmayla birçok ruhsal rahatsızlıkta etkili olduğu gösterilmiştir.
Dayandığı temel itibarıyla diğer psikoterapilerden farklı olan bilişsel terapinin tedavi uygulamaları süreç ve içerik olarak yapılandırılmıştır. Öncelikle kişinin güncel sorunlarına odaklanır, süre olarak daha sınırlı, ve daha çok sorun çözme hedeflidir. Bilişsel Davranışçı terapi sadece başvuranların güncel sorunlarını çözmez aynı zamanda bütün yaşamları süresince sorunlarını çözmekte kullanabilecekleri özel bir takım beceriler de öğretir. Bu beceriler çarpık düşünceleri saptamak, inançlarını değiştirmek, çevreyle yeni ilişkiler kurmak ve davranış değişikliğidir.

ÇÖZÜM ODAKLI PSİKOTERAPİ


Çözüm odaklı terapi kısa sürede etkili olabilen bir terapi yaklaşımıdır.Araştırma sonuçlarına göre 5 seanslık psikoterapi oturumu sonucunda %83’lere varan iyileşme oranlarına sahiptir. Çözüm odaklı terapi kısa sürelidir, geleceğe odaklanır ve bireyin geçmişiyle çok fazla ilgilenmez.Bireyin güçlü yönlerini ortaya çıkartarak bireye bu yönlerini nasıl kullandığını ya da kullanacağını fark ettirmeye çalışır.Bu terapi yaklaşımı bireyin problemini çözmekten ziyade,bireyin kendi problemleri için çözümler üretebilmesini amaçlar. Çözüm odaklı terapiyi Amerika’da ilk geliştirenler Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg’dir.Bu terapistler e göre kimsenin problemsiz bir olamaz,ancak bu problemlerin planlanarak çözümlenebilmesi mümkündür.Shazer ve Berg, bireyin geçmişinde karşılaştığı benzer durumlarda ne yaptığını araştırarak geçmişte bireyin kullandığı ancak şu anda fark edemediği çözüm yöntemlerini hastalarına fark ettirmeye çalışmışlardır. Çözüm odaklı terapi işe kişinin hayatındaki farklı bir durumun ne olabileceğini keşfetmekten başlar.Problem hakkında soru sormak yerine hastaya terapiden en iyi beklentiniz diye sorar.Bu soruyla hastanın neyi başarmak istediğinden çok,neleri geride bırakmak istediğine yönelir.Bu yöneliş, hastanın geçmişinde problemleri nasıl çözdüğünü ona fark ettirmek ve bu problemleri çözebilecek potansiyelin kendisinde varolduğunu hissettirmeyi hedefler.
3 temel soru çözüm odaklı psikoterapilerin ana temellerini oluşturur:

1.Sizin bu terapiden maksimum (en fazla) beklentiniz nedir?

2.Eğer bu beklentiniz gerçekleşirse günlük yaşantınız nasıl olur?

3.Bu beklentilerinizin gerçekleşmesine bugün için katkıda bulunabilecek yaptığınız şeyler nelerdir?

Terapistin görevi her bir hastanın bu 3 soruya verecek cevabının olduğuna emin olmak ve hastanın bu sorulara cevap vererek kendi probleminin çözümünü üretmesine yardımcı olabilmektir.

Temel Yaklaşımlar
Çözüm odaklı terapide terapist hastayla yürüttüğü seanslarda hastanın söylediklerinden hareket ederek bazı varsayımlar oluşturur.Bu varsayımlara,terapi boyunca odaklanılarak hastanın neleri nasıl yaptığını fark eder ve kendi fark ettiği potansiyeli hastaya da fark ettirmeye çalışır.Bu konudaki temel yaklaşımlar şunlardır :

1.Kaçınılmaz ve değişmez olanı değiştirin :
Çözüm odaklı terapistlerin yaptıkları araştırmalara göre hastaların terapiye gelmeden önce de hayatlarında bir takım değişiklikler olmaktadır.Hasta yaşamında bu değişikleri başlatmamaktadır,ancak kendisi de bunların farkında değildir.Terapistin görevi hastayla beraber bu değişimlere odaklanmak ve hastaya bu değişimlerin terapiye gelmeden öncede meydana geldiğinin fark edilmesini sağlamaktır.

2.Küçük değişimler büyük değişimlere neden olur:
Çözüm odaklı terapiden geçen hastalarla yapılan çalışmalarda hastanın hayatında bir kez bile meydana gelen bir değişikliğin kar topu gibi bir etkisi olmakta ve giderek büyüyerek etkisini göstermektedir.Hastanın yapabildikleri ve yapabilecekleri hakkında konuşmak onun gelecekte probleminin çözümü için yapabileceği daha ileri boyuttaki sorumluluklara olumlu yönde hizmet edecektir.Önemli nokta hastanın ,problemin çözümü için gereken hayatındaki değişikliğe nereden başlayacağını seçmesidir.

3.Geçmiş değiştirilemez :
Çözüm odaklı terapi bireyin geçmişinde başardığı işlere odaklanır, bireyin geçmişindeki travmaları araştırmaz.Bu terapi yaklaşımı bireyin şimdiye kadar olan yaşamını nasıl sürdürdüğünü ve karşılaştığı problem durumlarının nasıl üstesinden geldiğine odaklanarak bireyin geçmişteki kendi potansiyelini fark etmesine odaklanır.Bireyin geçmişini yeniden yaşatmayı hedef belirlemez.

4.İnsanlar problemlerinin çözümü için gerekli kaynaklara sahiptirler :
Çözüm odaklı terapistler hastalarına kendi problemleri için yararlı olabilecek metodları fark ettirir ve onların karşılaştığı bu problemler karşısında kendi fark ettikleri çözüm yöntemlerini kullanmaları konusunda hastalarını uzmanlaştırmaya çalışırlar. Terapistler, hastalarının problemleri için etkili olabilecek çözüm yollarını, hastaların hayatlarında geçirdikleri olumlu yaşantılardan çıkarabilecektir.Terapide,hastadan geçmişte yaşadığı olumlu yaşantıları anlatması istenir.Böylece hastanın getirdiği problemin çözümü yine hastanın aktardığı olumlu yaşantılardan çıkarıma dayandırılır ve bu durumda hastaya hissettirilir.

5.İnsanlar diğerlerinden etkilenirler:
Meteorolog olan Edward Lorenz’in ortaya çıkardığı ‘kelebek etkisi’ teoremine göre Çin’deki bir kelebeğin kanat çırpması Amerika’daki hava şartlarını etkilemektedir.Daha kompleks bir sisteme sahip olan insanda ise, küçük değişimler farklı sonuçlar üretebilmektedir.İnsanların çok farklı sosyal ilişkileri vardır.Bu sosyal ilişkilerdeki küçük değişimler insanlarda farklı sonuçlara neden olabilmektedir.Bu noktada çözüm odaklı çalışan terapistler hastanın sosyal yaşantısına da yönelirler.